Kabir

İnsanın ölümünden, kıyamet günü yeniden dirilmesine kadar ge¬çecek olan zamana “kabir hayatı”; bu zaman içinde bulunacağı yere de “kabir” denir. İnsan ölünce bedeni çürür, toprağa karışır, fakat bedenden ayrılan rûhu ölmez. İnsan kabire konulunca Münker ve Nekir adındaki melekler tarafından sorguya çekilir. Sorulara doğru cevap verenler için kabir, bir istirahat yeri; cevap veremeyenler için ise azap yeri olacaktır.


Peygamberimiz (s.a.s.) Efendimiz kabrin durumunu şöyle açıklıyor:
“Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.” Keşfu’l-Hafa, C.2, S.90.
Kabir, Allah’a karşı görevlerini yapan, insanlara iyilikte bulunan kimselerin istirahat edeceği bir cennet bahçesi; görevini yapmayanların azâp göreceği bir cehennem çukuru olacaktır.

Ölüm

Her insanın dünyada yaşayacağı belirli bir süre vardır. Bu süre bi-tince insan ölür. İnsan, beden ve röhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bedenimize canlılık ve hareket veren ruhtur. Allah’ın takdir et¬tiği zaman gelince ruh bedenden ayrılır. Ruhun bedenden ayrılması olayına “ölüm” denir. Ölüm, her insan için takdir edilmiştir. Bundan kurtuluş yoktur.
Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildiriliyor:
“Her canlı ölümü tadacaktır.” Âl-i İmrân sûresi, 185.

“Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir.” Nisa sûresi, 78.
Ölüm, yok olmak demek değildir. Geçici olan dünya hayatından son-suz olan ahiret hayatına geçiştir. Allah’a karşı görevini yapanlar için ölüm, daha yüksek hayata kavuşmak için açılan bir kapıdır.

İmanın şartlarından beşincisi “Ahiret Gününe İnanmak”tır. İnsanların ve diğer canlıların bir sonu olduğu gibi üzerinde yaşadığımız dünyanında bir gün sonu gelecektir. Allah’ın takdir ettiği zaman gelince görevli melek İsrafil, “Sûr” denilen bir şeye üfürecek ve bundan çıkacak çok müthiş bir sesin tesiri ile (Allah’ın diledikleri dışında) bütün canlılar ölecek, yer ve göklerin düzeni bozularak kâinat yeni bir şekil alacaktır.

Kıyamet denilen bu olaydan bir süre geçtikten sonra Allah’ın emriyle İsrafil, “Sûr’a” ikinci defa üfürecek ve bütün insanlar yeniden dirilerek “Mahşer” denilen toplanma yerine çağrılacaktır. Burada herkes Allah’ın huzuruna çıkarılacak ve dünyada yaptıklarından sorguya çekilecektir. “Kirâmen Kâtibin” melekleri tarafından iyilik ve kötülüklerin yazıldığı “Amel defterleri” insanın eline verilecek ve herkes dünyada yaptıklarını amel defterinde görüp okuyacaktır.

Dünyada gizli ve açık işlenen bütün suçlar ortaya çıkarılacak, iyilik ve kötülükler çok hassas olan adalet terazisinde tartılacak ve insan dün-yada yaptıklarının karşılığını görecektir.
İnsan, dünyada ne ekmiş ise ahirette onu biçecek, İlâhî adalet yerini bulacak ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacaktır.
Sevgili Peygamberimiz şöyle haber veriyor:
“Kıyamet gününde insan dört şeyden sorguya çekilmedikçe Allah’ın huzurundan ayrılamaz:
– Ömrünü nerede geçirdiğinden,
– Vücudunu nerede yıprattığından,
– Malını nereden kazanıp nereye harcadığından,
– Bildiği ile ne amel ettiğinden
Bu yeniden diriliş ile başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan zamana “Ahiret Günü” denir. İşte, bütün insanların öldükten sonra ye-niden dirilmesine ve ondan sonra devam edecek olan sonsuz hayata inan-mak, imanın en önemli esaslarından biridir.

Bismillâhir-rahmânir-rahıym.
Allâhümme innî es’elüke, yâ Rabbe külli şey’in ve yâ ĥâlika külli şey’in ve yâ âĥire külli şey’in ve yâ âlimen bikülli şey’in. İnnî es’elüke bikudretilletî kaddete bihâ alâ külli şey’in, heblenâ külle şey’in ve edĥılne’l cennete bilâ şey’in velâ tes’elnâ biızzetike ve azametike ve lutfike ve keramike yâ kerîmü birahmetike yâ erhame’r râhımin. Lâ ilâhe illallâhü ilâhen vâhiden ve nahnü lehü müslimûne velhamdü li’llâhi rabbi’l âlemîn.

 

Bismillâhirrahmânirrahıym.
Ey Allah’ım, senden isterim. Zira sen herşeyin Rabbi ve her şeyin yaratıcısısın ve her şeyin sonusun. Her şeyi bilensin. Her şeyi takdir edensin. Kudretin hakkı için senden isterim. Herşeyi bana hibe et, bir şey istemeden beni cennetine koy. Eşyadan bir şey istemiyorum, ancak senin izzetinle benim ihtiyaçlarımın teminini istiyorum. Azametin, lütfun, keremin hakkı için ey kerim olan Allah, rahmetinle bana merhamet et. Zira Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin. Senden başka ilah yoktur, ancak sen varsın. Teksin, biz hepimiz sana itaat eder ve sana teslim oluruz. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a layıktır. Hacet duası çok makbul bir duadır. Herhangi bir istek için
hacet namazı kılınır, arkasından bu dua yapılır.

İstihare Duası

Allâhümme innî estaĥıyruke bi ilmike ve estakdiruke bi kudretike ve es’elüke min fadlike’l-azıym. Fe inneke takdiru ve lâ ekdiru ve ta’lemü ve lâ a’lemü ve ente allâmü’l ğuyûbi. Allâhümme in künte ta’lemü enne hâže’l emra ĥayrun lî fî dînî ve me’âşî ve âkıbeti emrî ev kâle: âcili emrî ve êcilihi fakdürhü lî ve yessirhü lî šümme bârik lî fîhi ve in künte ta’lemü enne hâže’l emra şerrun lî fî dînî ve me’âşî ve âkıbeti emrî, âcili emri ve êcilihî fasrifhü annî fakdur liye’l-ĥayra hayšü kâne šümme raddinî bih.


“Allah’ım, Senin ilminle istihare etmek istiyorum, kudretinle bu işe başlamış oluyorum, yüce fazlından istiyorum. Zira Sen Kadirsin, ben değilim. Sen bilirsin ben bilmem. Sen bütün gayıpları ve meydanda olmayanları bilirsin. Allah’ım, eğer şu işin benim din ve dünyam için hayırlı olduğunu bilirsen, bunu yapmağa bana kudret ver ve işimi kolaylaştırır. Sonra beni bunda mübarek kıl. Eğer bu iş benim din ve dünyam ve bütün işlerim için şer ise, beni o işten vazgeçir ve beni uzaklaştır Allah’ım.” İstihare meşrudur. Buharî’de, Müslim’de ve bir çok muteber kitaplarımızda mevcuttur. Peygamberimiz istihare hakkında emirler buyurmuştur. İşte bu duâ da istihare duâsıdır.Gece yatmadan evvel, Allah rızası için iki rekât namaz kılınır, arkasından bu duâ okunur, niyet yapılır ve yatılır. Gece gördüğü hal üzerine durumunu ayarlar. Mesela: Yatarken insan şöyle niyet ederek yatar: “Ya Rab, eğer benim bu
niyet ettiğim iş hakkımda hayırlı ise bana beyaz, hayırsız ise bana siyah göster” der ve yatar. Gece ne görürse ona göre durumunu ayarlar.

Allahümme innî es’elükel afiyete fiddünya velâhireti, Allahümme innî es’elükel afve vel afiyete fi dînî ve dünyâye ve ehli ve mâlî, Allahümme’stür avrâtî ve âmin rev’âtî, Allahüm-mâhfaznî min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemînî ve an şimalî ve min fevkî, ve eûzü bi azametike en uğtâle min tahtî, Allahümme ağnînî bil ilmi ve zeyyinnî bil hilmi ve kerrimnî bittakvâ ve cemmilnî bil afiyeti.

“Allah’ım, Senden dünya ve âhiret afiyetini isterim. Allah’ım, mal ve aile efradım için afiyet ve huzur isterim. Allah’ım, ayıplarımı ört, korktuklarımdan da beni emin kıl. Allah’ım, ön tarafımdan, arkamdan, sağ ve solumdan ve üst tarafımdan gelecek tehlikelerden beni koru. Azametinden Sana sığınırım. Alt tarafımdan gelecek tehlikelere karşı Senden medet beklerim. Allah’ım, beni ilimle zengin kıl, hilimleyumuşak huyla zinetlendir, takva ile beni mükerrem
kıl, afiyetle beni güzelleştir.” Allah’tan sıhhat ve afiyet isteyen kimse bu duaya devam etsin. Dünya ve âhiretin feyzü felahını isteyen kişi bu duaya devam etsin. Dinini, dünyasını, malını ve ailesini korumak isteyen kişi, bu duayı sabah akşam okusun.

İnnâ lillâhi ve inna ileyhi râciûn

“Biz Allah için yaratılmışız ve yine O’na döndürüleceğiz.” Biz bu duayı her ölüm haberi duyduğumuzda söyleyeceğiz, çünkü yarın da insanlar bunu bizim için söyleyeceklerdir. Ölmemek ve dünyada ebedî kalmak elimizde değildir, her an ölümü beklemek ve onun için gerekli hazırlığı yapmak vazifemizdir. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Dünyada garib gibi yahut yolcu gibi ol ve nefsini ölü, kabir halkından bil” buyurmuştur.

Allâhümme innî es’elüke bi hakkı hakkıke ve bi hakkı kibriyâike ve bi hakkı cemâlike ve celâlike ve bi hakkı kibriyâike ve fadlike ve keremike ya kâdie’l-ihsâni yâ sâdıke’l va’dil emîn lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn Allâhümme ecib da’vetî bi hürmeti ismike’lazîm ve bi hürmeti Muhammedin sallallâhü te’âlâ aleyhi ve sellem ve alâ âlihî ve sahbihî ecma’iyn ve’lhamdü lillâhi Rabbi’l âlemiyn ve lâ havle velâ kuvete illâ billâhi’l aliyyil aziym.

Bu duanın ölen kimsenin elli ikinci gecesinde okunması adet olmuştur.

Bismillâhirrahmânirrahıym
Allâhü lâ ilahe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetüv velâ nevm. Lehû mâ fissemâvâti vemâ fil ard. Men zellezî yeşfeu ındehû illâ biiznih. Ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm. Velâ yühıytuune bişey im min ılmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüs semâvâti vel ard. Velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azıym (255) 255.

Allah’tan başka ilâh yok, ancak O! Daima yaşayan, daima duran/tutan daima diri ve kayyum O! Ne gaflet basar O’nu, ne uyku… Göklerdeki ve yerdekiler hep O’nun! Kimin haddine ki O’nundur izni olmaksızın huzurunda şefaat edecek? Onların önlerinde ne var, arkalarında ne var hepsini bilir; onlar ise O’nun dilediği kadarından başka ilm-i ilahîsinden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsîsi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek O’na bir ağırlık da vermez. Öyle ulu, öyle büyük azametlidir. Âyet’el-Kürsî’nin Fazileti Âyetel Kürsî, âyetler içerisinde en muazzam bir âyettir. Düşmanın şerrinden kurtulmak ve zamanın fitnelerinden sakınmak için okunacak yegâne bir duadır. Ayrıca bir muradın meydana gelmesi için bir dileğin kabul olması için manevi bir silahtır. Yerde ve gökte olan melekler, bunu okuyanla beraber onlar da okurlar ve kulun muradı istikametinde Cenab-ı Hakka duâ ve niyaz ederler. Hapishanede, çile çekilen yerlerde okunması da tavsiye edilmektedir.

Bismillâhirrahmânirrahıym

Hüvallaahülležii lâ ilahe illâ hû, aalimül ğaybi veş şehâdeh, hüver rahmânür-rahıym (22) Hüvallaahülležii lâ ilahe illâhû, el melikül kuddûsüs-selâmül mü’minül müheyminül aziyzül cebbârul mütekebbir, sübhânellaahi ammâ
yüşriküün (23) Hüvallaahül ĥâlikul bâriül müsavviru lehül esmâül husnâ, yüsebbihu lehüü mâ fis semâvâti vel ard, ve hüvel aziyzül hakiym
(24)

22. O öyle Allah ki O’ndan başka ilah yok! Gaybı da bilir, hazır olanı da. O Rahman’dır, Rahîm’dir. 23. O öyle Allah’tır ki, O’ndan başka tapılacak yoktur. Mülkün sahibidir, mukaddestir, selâmdır, güvenlik verendir, görüp gözetendir, azizdir, zorludur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah müşriklerin ortak koştuğu şeylerden münezzehtir. 24. O öyle Allah ki yaratan, var eden, şekil veren O! En güzel isimler (esma-i hüsnâ) O’nundur! Bütün göklerdeki ve yerdekiler O’nu tesbîh ederler. O daima galiptir, hikmet sahibidir.

Âmener-Resûlü’nün Fazileti

Resûlullah, Âmener-Resûlü’yü okumamızı tavsiye buyurmuş ve bunun manevî sevabının sonsuzluğunu belirtmiştir. Kendileri her yatsı namazının arkasında bunu okumuşlar ve bizlerin de okumasını istemişlerdir.
Kim ki Âmene’r-Resûlü’yü okur ve o gece ölürse, hükmen şehidlik sevabıyla âhirete göçer, denilmiştir. Bu bakımdan bunun çok sevabı vardır. İnanarak bunu okumak, her gece yatmadan evvel okumak çok faydalıdır.
Rivayet edildiğine göre Peygamberimiz miraca teşrif ettiği zaman, sûre-i Bakara’nın son iki âyeti bizzat Cenab-ı Hak tarafından kendisine verilmiş ve büyük lütuf olarak Resûlullah’a bağışlanmıştır. Biz de aynı inançla, buna devam ettiğimiz an, Resûlullah’m hem şefâatına mazhar olacak ve hem de âhiretimize ait çeşitli kazançlar elde etmiş olacağız.

Huvallahüllezi’nin Fazileti

Peygamberimiz her sabah namazından sonra Haşr sûresinin sonundaki bu üç âyet-i kerimeyi okurdu. Ümmetinin de okumasını istemiştir. Çünkü bu âyetlerde şümullü mana vardır. Dilekler bunun sayesinde kabul edileceği kuvvetli deliller vardır.

Akşam ve sabah buna devam etmemiz bizim için çok sevap olduğu gibi, işlerimizin de kolaylıkla hallolması bakımından da bizlere çok müjdeler verilmektedir. Resûlulah Efendimiz, bu âyetlerin okunmasında çok büyük fazilet olduğunu bildiriyor ve bizlere devam etmemiz için öğüt veriyor.