Dinimiz İSLAM
ALLAH KATINDA DİN İSLÂMDIR
Değerli kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, on dört asır önce, âlemlere rahmet
olarak gönderdiği son peygamber Hz. Muhammed
(s.a.v.) aracılığıyla İslâm Dini’ni bütün
insanlığa tebliğ etti. Allah’ın varlığına iman
etmek, O'nun birliğini kabul etmek, O’na hiçbir
şeyi ortak koşmamak ve yalnızca O'na ibadet etmek,
bu dinin temelini teşkil ediyordu. Bu ilahi mesaj,
aynı zamanda insanlığı hakka ve hakikate, adalete,
bilgiye ve hikmete dayanan güzel ahlâka davet
ediyordu. Zulmü, cehaleti ve fitneyi terk etmeye;
fakiri, yoksulu, yetimi, yolda kalmışı koruyup
kollamaya; komşusu aç iken tok yatmamaya
çağırıyordu.
Bu evrensel çağrı, kısa surede bütün dünyada,
insanların yüreklerinde yankı buldu. Öyle ki, bir
kişinin tebliği ile başlayan İslâm, kısa zamanda
dünyanın en hızlı yayılan ve insanları, şefkatli
kucağına çeken bir din haline geldi. Daha bir asır
geçmeden Asya’dan Kuzey Afrika’ya, Atlas
Okyanusundan Çin Seddine kadar insanlar, İslâm’la
şereflendiler.
Müslüman olma bahtiyarlığına eren sevgili
kardeşlerim!
Allah katında yegane din olan İslâm’ın 1 bu hızla
yayılışına ve insanların akın akın onu kabul
etmesine tahammül edemeyen nice güçler, bu
ilerleyişin önüne geçmek ve insanların kalplerini
İslâm’a açmalarını engellemek için her türlü yola
başvurdular. İslâm’ı ve Müslümanları tarihten
silmek için sözde kutsal Haçlı orduları
oluşturdular, ancak nihai amaçlarına ulaşamadılar.
Çünkü karşılarındaki insanlar; tevhit, adalet,
takva ve kendine güven; zulme, şirke, küfre ve
haksızlığa karşı koyma gibi değerleri bünyesinde
barındıran yüce bir dine mensup idiler.
Değerli Mü’minler!
Tarihte olduğu gibi günümüzde de aynı güçler,
İslam’ı; çıkarları ve egemenlikleri karşısında en
büyük engel gördükleri için insanlarımızı bu
dinden koparmak amacıyla planlı ve organize bir
şekilde çalışmaktadırlar.
Özellikle etnik ayrımcılıktan, mezhep
farklılıklarından, yaşanan bazı ekonomik ve siyasî
sıkıntılardan ve hatta deprem, sel, kıtlık ve
benzeri âfetlerden yararlanarak, çocuklarımızın ve
gençlerimizin imanını çalmaya çalışmaktadırlar. Bu
aaliyetlerinde, özellikle dinî bilgisi zayıf,
ailesi veya çevresiyle çeşitli sorunlar yaşayan
insanlarımız, bu tür odakların öncelikli hedefleri
olmaktadır.
Sürdürülen bütün bu çabaların da başarısızlıkla
neticeleneceğine inancımız tamdır. Ancak bu
konuda, biz Müslümanlara önemli görevler
düşmektedir. Öncelikle dinimizin, değerini
bilmeliyiz. Başta tevhit inancı olmak üzere
İslâm’ın iman, ibadet ve ahlâk esaslarına sıkı
sıkıya sarılmalıyız. Çocuklarımıza ve gençlerimize
inanç ve değerlerimizi öğretmeliyiz. Bir birimizle
olan ilişkilerimizde kişisel menfaatleri ve geçici
dünyevî arzuları değil; adaleti, sevgiyi,
hoşgörüyü ve yardımlaşmayı esas almalıyız.
Dinimize ve manevî değerlerimize sahip çıkmalıyız.
Hutbemi, Kur’an-ı Kerim’in en son nazil olduğu
bilinen ayet-i kerimesinin mealiyle bitiriyorum:
“Bugün dininizi, sizin için kemale erdirdim, size
verdiğim nimetimi tamamladım ve size, din olarak
yalnızca İslâm’ı seçtim
1 Al-i İmran, 3/19
2 Maide, 5/3
|